1.6.12
31.5.12
Alice günü..
Herhalde yakın arkadaşlarımın hepsi bilir Alice takıntımı..
Odaya sığmama gibi bir durum olursa nasıl çözeriz bilememekle birlikte :) Bu cumartesi Simotas binasında Alice'i konuşacağız. Katılan herkesin konuk olduğu bir toplantı bu. Çizerler kendi Alice'ini çizsin dedik bir de..
Okuyamamış olanlar için, daha önce yazdığım Alice yazılarının linkleri şöyle:
28.5.12
24.5.12
22.5.12
21.5.12
14.5.12
12.5.12
bir dolap kitap icin
Daha önce yapmıştım bu egzersizleri, bir kısmını hala yapiyorum ,bir dolap kitap haftasonu eki icin biraz daha anlatımlı hale getirdim onları ama yine de ancak uygulanınca anlasılıyorlar.
dergiyi buradan okuyabilirsiniz.. http://www.birdolapkitap.com/2012/05/11/bdk-hafta-sonu-sayi-11/ ..
dergiyi buradan okuyabilirsiniz.. http://www.birdolapkitap.com/2012/05/11/bdk-hafta-sonu-sayi-11/ ..
5.5.12
30.4.12
29.4.12
bir blog bu kadar ihmal edilir mi?
Edilmez tabi ama mazeretim var.Tüm bu haritaları ezberlemekle meşguldüm :)
Sağım solum olmadığını söylemiş miydim daha önce. "Yön duygum yoktur" dan biraz daha kötü bir şeydir bu. Her an her göz kırpmada ne yöne gittiğini unutmak gibi bir şeydir hatta daha da fecisidir. Beş dakika da bir kontrol etmeyi, yeniden keşfetmeyi gerektirir. Genelde gidilmesi gerekenin tam tersi yöne giderim hislere bırakınca kendimi.Bazen sırf oyun olsun diye böyle yaparım. Ben bu halimle dünyayı gezmeye çalışıyorum işte. Galiba bu nedenle normal (bana göre normal) bir insanın okuyabileceğinden çok daha iyi harita okurum.Bu konuda benim kadar iyi olanı görmedim daha. Gözler görmeyince kulakların çok iyi duyması gibi bir şey herhalde diyorum.
Ne zaman bir haritaya baksam başımın dönmesi geçer, ben haritayı döndüre döndüre ilerlerim üstüne. Yolumu hiç şaşırmam bir haritaya bakarsam. Haritam yoksa da uzay boşluğunda gibi kalı veririm ortada. Haritam varsa ve gidecek yolum da varsa bloğumu biraz ihmal ederim :)
Sağım solum olmadığını söylemiş miydim daha önce. "Yön duygum yoktur" dan biraz daha kötü bir şeydir bu. Her an her göz kırpmada ne yöne gittiğini unutmak gibi bir şeydir hatta daha da fecisidir. Beş dakika da bir kontrol etmeyi, yeniden keşfetmeyi gerektirir. Genelde gidilmesi gerekenin tam tersi yöne giderim hislere bırakınca kendimi.Bazen sırf oyun olsun diye böyle yaparım. Ben bu halimle dünyayı gezmeye çalışıyorum işte. Galiba bu nedenle normal (bana göre normal) bir insanın okuyabileceğinden çok daha iyi harita okurum.Bu konuda benim kadar iyi olanı görmedim daha. Gözler görmeyince kulakların çok iyi duyması gibi bir şey herhalde diyorum.
Ne zaman bir haritaya baksam başımın dönmesi geçer, ben haritayı döndüre döndüre ilerlerim üstüne. Yolumu hiç şaşırmam bir haritaya bakarsam. Haritam yoksa da uzay boşluğunda gibi kalı veririm ortada. Haritam varsa ve gidecek yolum da varsa bloğumu biraz ihmal ederim :)
14.4.12
keşifler
"gezmek" uzerine soylenmis ne kadar soz varsa hepsini pek severim.."gezmek kendini bulmaktir" gibi birsey de vardi mesela. benim icin gecerli degildi pek ..ben gezerken kendini kaybedenlerdendim..kaybeden, kaybolan birseydim ...ama bir vakitten sonra insan gercekten de kendini bulmaya basliyormus gezilerinde.. bugun topragi ne kadar sevdigimi kesfettim.. ruzgar esince usursun ama birazdan gunes cikar nasilsa diye beklersin ya.. o bekleme anini sevdigimi kesfettim.. ruzgarli ama ara ara gunesli bir gunde kucagimda bir kedi ile bir bankta uyuklamaktan keyif alabilecegimi farkettim.. uff beyhan yen artik su kedi korkunu dedim :)
3.4.12
bir kitabın sınırları
Yolda da olsam, işimi aksatmam :)

Bu hafta Dipnot tabletteki "beyhan'in seyir defteri" köşemdeki yazım..
Kitabın iki sayfasını birleştiren ya da ayıran şu çizgi var ya, daha önce hiç üzerinde düşünmediğim bir çizgidir o benim. Hatta sakındığım çizgidir. Çabuk kurtulayım oradan diye kitabın o çizgiye yakın kelimelerini daha bir hızlı okurum. Bazı kitaplar vardır hele sımsıkı ciltlenmiştir tam açılamaz sayfaları bu nedenle, bu tür kitapları açıp elimle üzerine bastırırım tüm gücümle ama nafile. Bir sınır tanımlar bu çizgi, “hoop burada dur” der sanki. Ben de dururum orada. Suzy Lee diye biri durmamış, O da sınır demiş bu çizgiye ama sonra o sınırı aşmanın bin bir yolunu bulmuş. “Suzy Lee de kim şimdi?” diye soruyorsunuzdur eminim. “Nereden buluyorsun bu insanları?” diye soran ve gerçekten merak eden bir arkadaşım var. “Ben onları bulmuyorum onlar beni buluyor diyorum” gülüyoruz. İnanmayacaksınız ama Suzy Lee buldu beni. Benim haberim bile yoktu Bolonya’da çocuk kitapları fuarında “Eyes wide open” isimli bir sunumda onunla karşılaşacağımdan. Neyse iyi de oldu gözlerim ardına kadar açıldı
Suzy Lee bir yazar, tek kelime yazmadan çok şey anlatabilen bir yazar ve şu bahsettiğim sınırları sorguluyor kitaplarında. Kitabı içindekilerden biliriz ya, Suzy Lee için bu yeterli değil, kitabı; içi, dışı, boyutu, onu tutuş yönü, sayfalarını açma yönü, hızı gibi akla gelmeyecek başka boyutlarıyla ele alıyor.
Küçük bir kız çocuğunun denizle tanışmasını anlatan “Wave” isimli kitabında, (ki beni en etkileyen kitabı )( ki dikdörtgen şeklindeki kitabı yatay tutuyoruz ve kısa kenarından acıyoruz sayfaları ) (ki bu parantezler sonsuza kadar devam edebilir sanki) ilk birkaç sayfa boyunca denize yaklaşamıyor küçük kız. Ne olduğunu bilmediği için korkuyor. Sayfanın solundan gri kumun üzerinden denize merakla bakıp duruyor. Sayfanın sağında ise masmavi köpük köpük bir deniz var. Sonra merakı galip geliyor, cesaretini topluyor aradaki çizgiye yaklaşıyor. Dalga geliyor, kız geri kaçıyor, sayfaları birleştiren (yok yok burada ayıran desem daha doğru galiba)çizgi bir sınır sanki dalga o tarafa geçmiyor, kız kurtuluyor dalgadan ve beni ıslatamadın dercesine dil çıkarıyor, dalga geçiyor dalgayla ama sonra merakına yenik düşüp tekrar yaklaşıyor denize, çizginin diğer tarafına geçiyor, köpük köpük sularda oynuyor keyifle. Böylesine eğlenirken daha büyük dalgayı fark edemiyor ve sırılsıklam oluyor, deniz oluyor.
Kitap bu kadar, şu anlattığım karelerden ibaret ve dediğim gibi tek bir satır yok bu kitapta. Nasıl oluyor da 40 sayfada hayatı böylesin basit ama doğru anlatmayı beceriyor Suzy Lee hiç bilemiyorum ama bir kitabın sınırlarının nasıl aşılacağını biliyorum artık.
Diğer kitaplara gelince onları böyle uzun uzun anlatamayacağım alın okuyun derim ama kitabı nasıl tutacağınız konusunda yardımcı olmak isterim.
“ Shadow” da aynı dikdörtgen boyutta kitabı yine yatay tutuyoruz ama bu sefer uzun kenar ekseninden çeviriyoruz sayfaları. “Mirror” da ise … çok karışık oldu değil mi böyle sözle anlatmaya çalışınca tam şu resimde göründükleri gibi basit bir şey aslında.

Görsel dünyayı seviyorum, Suzy Lee yi seviyorum gezmeyi seviyorum, hep yolda olmayı seviyorum. Bu haftaki yazımı Edinburgh’a doğru yol alan bir trenden gönderiyorum. Bakalım orada neler, kimler bulacak beni. Sevgiler
beyhanislam.twitter.com
30.3.12
Alice, Alice .. She is everywhere..
Algıda seçicilik mi dersiniz, sen Alice serisini yazarken kafayı Alice'le bozdun mu dersiniz bilmiyorum ama Alice sürekli karşıma çıkıp duruyor.
Sadece Alice de değil, Dodo kuşuyla da sürekli karşılaşıyorum. Bu yaşa kadar böyle bir kuşun varlığından bile haberin olmasın sonra heryerde onu göreye başla. İnanılır gibi değil.
Sonra Oxford da, bir kitapçıda Alice turunu anlatan bir kitapçık üzerinde yine karşılaştık Dodo kuşu ile. (Bu turu kendi imkanlarımla yaptım bu arada, Alice in oturduğu bankı bulamadım ama Lewis Caroll'un hikayeler anlattığı çimenliklerde yürüdüm.)
Son olarak Oxford ta karşıma çıktı. Doğal tarih müzesinin logosu olarak ve iskeleti ile burun buruna geldim müzeye girince.
Alice ise başlıkta yazdığım gibi heryerdeydi.
Fuarda Alice üzerine onlarca kitap vardı. Kitapçılarda raflar Alice ile doluydu.
Sadece kitaplar mı? Bir iskambil destesi üzerinde Alice i görmek şaşırtıcı olmamalı değil mi?
Birde National galeri de Çirkin düşese rastladım. Meğer jhon tenniel bu resimden etkilenmiş Düşesi çizerken..Laf aramızda bu ikilinin yanına kim gelse, (tuba gibi dünya güzeli bir insan olsa da) bir enteresanlaşıyor :)
Bu kadar karşılaştık artık tanışalım dedim Alice'e . Zaten tanışıyoruz biz seninle dedi bana. Çay partisinden hatırlıyormuş beni (Alice hayranlığını bilen bir arkadaşım Tim Burton'un Alice Harikalar diyarında filmi vizyondayken sinemalara verilen 5 metreye uzunluğunda Alice çay partisi panosunu gece ofisteki odama yerleştirerek bir sürpriz yapmıştı bana. Ertesi sabah çığlıklarım binanın dışından duyuluyordu herhalde :)
Ben yine de fotoğraf çekilelim diye ısrarcı oldum.
Ve işte fotoğrafımız.
Bakalım tekrar nerede karşılaşacağız.
Sadece Alice de değil, Dodo kuşuyla da sürekli karşılaşıyorum. Bu yaşa kadar böyle bir kuşun varlığından bile haberin olmasın sonra heryerde onu göreye başla. İnanılır gibi değil.
İlk olarak Bologna da şu dükkanda karşılaştım Dodo kuşuyla. |
Son olarak Oxford ta karşıma çıktı. Doğal tarih müzesinin logosu olarak ve iskeleti ile burun buruna geldim müzeye girince.
Alice ise başlıkta yazdığım gibi heryerdeydi.
Fuarda Alice üzerine onlarca kitap vardı. Kitapçılarda raflar Alice ile doluydu.
Sadece kitaplar mı? Bir iskambil destesi üzerinde Alice i görmek şaşırtıcı olmamalı değil mi?
Birde National galeri de Çirkin düşese rastladım. Meğer jhon tenniel bu resimden etkilenmiş Düşesi çizerken..Laf aramızda bu ikilinin yanına kim gelse, (tuba gibi dünya güzeli bir insan olsa da) bir enteresanlaşıyor :)
Bu kadar karşılaştık artık tanışalım dedim Alice'e . Zaten tanışıyoruz biz seninle dedi bana. Çay partisinden hatırlıyormuş beni (Alice hayranlığını bilen bir arkadaşım Tim Burton'un Alice Harikalar diyarında filmi vizyondayken sinemalara verilen 5 metreye uzunluğunda Alice çay partisi panosunu gece ofisteki odama yerleştirerek bir sürpriz yapmıştı bana. Ertesi sabah çığlıklarım binanın dışından duyuluyordu herhalde :)
Ben yine de fotoğraf çekilelim diye ısrarcı oldum.
Ve işte fotoğrafımız.
Bakalım tekrar nerede karşılaşacağız.
BOLONYA İLLUSTRASYONLU COCUK KİTAPLARI FUARI-2012
Bana cennet nasıl olsun diye sorsalar, bol bol çocuk kitabı dolu olsun derim herhalde.
BICKF benim cennetimdi iste. Fuar boyunca bir günlük tuttum aslına ama onu paylasmayacağım buradan, benim heyecanla birşeyleri kurcalarken kurdugum cümleler hep aynı şeyler oluyor çünkü.
"AGLAMAK İSTİYORUM" gibi ya da "COK FAZLA ÖMRÜM KALMADI BUNLARIN TAMAMINI NASIL ÖĞRENECEĞİM" gibi garip cümleler bunlar..Her gün aynı şeyleri yazıp durmuşum günlüğe işte:) Gerçekten de genelde sevinince ağlarım, yaşam da bazen çok uzun bazen çok kısa gelir bana.
Neyse fuarı derli toplu bir şekilde Bir dolap kitap haftasonu ekinde anlattım.
Aşağıdaki resme tıklayınca yeni bir sekmede açılacak dergi. Okunası, ve yorum bırakılası bir dergidir. :) Galiba yorum bırakınca hediye kitap fln da oluyor..
Yazımda yer almayan ama benim etkilendiğim bazı kitaplar ve insanlar oldu. Belki onlar da zaman zaman blogumda anlatılırlar. Özellikle Suzzy Lee yi uzun uzun arastirmak ve paylasmak istiyorum. Bazı insanlar çığır açar ya alanlarında Suzy Lee de öyle biri resimli çocuk kitabı alanında.
Fuarın ben de şöyle bir etkisi oldu, gördüğüm herşyi bir çocuk kitabının içinde hayal etmeye başladım.Evet kabul, biraz hastalıklı bir durum. Ama engel olamıyorum kendime. Neyse geçer yakında ..
Not:Birazdan birkaç foto ve "bulun şu kitapları okuyun onları" önerileri de ileteceğimdir.
BICKF benim cennetimdi iste. Fuar boyunca bir günlük tuttum aslına ama onu paylasmayacağım buradan, benim heyecanla birşeyleri kurcalarken kurdugum cümleler hep aynı şeyler oluyor çünkü.
"AGLAMAK İSTİYORUM" gibi ya da "COK FAZLA ÖMRÜM KALMADI BUNLARIN TAMAMINI NASIL ÖĞRENECEĞİM" gibi garip cümleler bunlar..Her gün aynı şeyleri yazıp durmuşum günlüğe işte:) Gerçekten de genelde sevinince ağlarım, yaşam da bazen çok uzun bazen çok kısa gelir bana.
Neyse fuarı derli toplu bir şekilde Bir dolap kitap haftasonu ekinde anlattım.
Aşağıdaki resme tıklayınca yeni bir sekmede açılacak dergi. Okunası, ve yorum bırakılası bir dergidir. :) Galiba yorum bırakınca hediye kitap fln da oluyor..
Yazımda yer almayan ama benim etkilendiğim bazı kitaplar ve insanlar oldu. Belki onlar da zaman zaman blogumda anlatılırlar. Özellikle Suzzy Lee yi uzun uzun arastirmak ve paylasmak istiyorum. Bazı insanlar çığır açar ya alanlarında Suzy Lee de öyle biri resimli çocuk kitabı alanında.
Fuarın ben de şöyle bir etkisi oldu, gördüğüm herşyi bir çocuk kitabının içinde hayal etmeye başladım.Evet kabul, biraz hastalıklı bir durum. Ama engel olamıyorum kendime. Neyse geçer yakında ..
Not:Birazdan birkaç foto ve "bulun şu kitapları okuyun onları" önerileri de ileteceğimdir.
29.3.12
yalnızlık paylaşılmaz
Uzak dur yakınıma
Bu mesafe beni bozar
Kimseler yanaşmasın
Yalnızlık paylaşılmaz...
Roma'daki en yalnız günümde, romanın en yalnız heykelinin hemen dibinden bu sefer kartimiz..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


































.jpg)